19 Ağustos 2016 Cuma

...DEDİĞİM GİBİ 2

AŞK; "SENİ SEVİYORUM!" DİYEBİLMEKTİR.

Aşkın ne olduğunu, ne halta yaradığını, nereden peydahlandığını bilmiyoruz galiba. Artık kabullenmemiz lazım, beceremedik, bulamadık, çözemedik biz bu işi... Artık farkına varmamız lazım, biz insanlar yapamadık, tarif edemedik aşkı! Elimize yüzümüze bulaştırdık çoğu zaman. Ya da hep bir eksik söyledik. Ya da zaman ve şartlar değişti ve biz insanlar da değiştik, yeni bir tarife ihtiyaç oluştu. Yine yeniden çabalasak da tarif etmeye, yine olmadı... Olmuyor...

Aslında gözümüzün dibinde, burnumuzun ucunda, elimizin altında, her türlü uzvumuzun yamacında, iliklerimizin içinde, kalbimizin merkezinde duruyor aradığımız... Aşık olduğumuzda çok sevmez miyiz? İnsanlıktan çıkıp da hayvan gibi sevmez miyiz? Bir insanı hayvan gibi seviyoruz yahu! Bokunu çıkarıyoruz... Niye peki? Niye seviyoruz? Belki de insanın niye aşık olduğunu bulmaya çalışmaktan ziyade niye sevdiğini bulmaya çalışmak daha faydalı olur. Yarım kalmış bir sevgi tarifiyle yola çıkıp aşka ulaşmak mümkün değildir herhalde... Bir insanı, bir hayvanı, bir eşyayı, bir işi, her ne olursa olsun, niye severiz herhangi bir şeyi diye düşünmek lazım.

Benim burada anlatmaya çalıştığım şey aşkın tarifi değil. Tanım yapmak istemem sadece düşüncelerimi paylaşmaya çalışıyorum. Aşk budur, aşk şudur dan ziyade, aşk bence bunun gibi bir şey olabilir yaklaşımında cümleler zırvalıyorum. Ve herkesin bildiği bir şeyi tekrar ediyorum; aşık olan sever! Çok sever! Sevginin evrimleşmiş halidir belki de... Ve evrim süreci gibi içindeyken anlaşılmaz, Çok sonra fark edilir neler olup bittiği... Hisseder kalbinde, kendinde... Ve hissettiğini söylemek ister. En önce kendisine... Sevdiğine değil, Kendisine itiraf eder. O meşhur "Seni seviyorum!" cümlesi vardır ya, o cümle ilk başta kendi kendimize "Onu seviyorum lan galiba!" şeklinde söylenir.

Aşk; "Onu seviyorum!" diyebilmektir.

...DEDİĞİM GİBİ; Aşk; "Seni seviyorum!" diyebilmektir...

                                                                                                                                                              aygün kabuk